
Motorcu filmleri geri dönüyor. 70'lerin motor filmlerinin birçok hayranı vardır. Bunlardan biri de Quentin Tarantino. Hollywood'un en sinefil yönetmeni bu kez yapımcı olarak sunar: "Hell Ride". Pistolero, the Gent ve Comanche'nin karizma dolu maceralarının anlatıldığı film ile ilgili detaylı bilgiyi yakında bu sayfada bulabilirsiniz.

Larry Bishop yılın en çok konuşulacak filmlerinden biri olan 'Hell Ride'ı anlatıyor.
Quentin Tarantino bugüne kadar birçok projede karşımıza çıktı. En son "Grindhouse" projesi ile sinema dünyasını hafiften bir sallayan Tarantino, bu kez bir motorcu filmi karşımızda.
Tarantino'nun yapımcılığını üstlendiği 'Hell Ride'ın yönetmen koltuğunda ise 70'lerde 'The Savage Seven', 'Angel Unchained', 'Chrome and Hot Leather' gibi bu tip ucuz filmlerde oynayan Larry Bishop var.
Bishop'un filminin ülkemizde gösterime girip girmeyeceği henüz belli değil. Ancak sinema dünyasını sitemizden takip eden sinefiller, Bishop'un kendi ağzından proje hakkında biraz fikir sahibi olsunlar istedik:
- Anladığım kadarıyla, bu senin uzun yıllardır hayata geçirmek istediğin bir proje?
Larry Bishop: Gebelik süresinin bu kadar uzun sürmesinin, farklı yolları birleştirmek gibi bazı faydaları oldu. En zor olan insanların kafasındaki, benim bu Allahın belası filmi çekebileceğime dair endişeleriydi. Böyle bir sorunum yoktu halbuki, çünkü 5-6 yıl önce Quentin Tarantino ile tanışmıştım. Filmde Dani'yi oynayan aktris, Laura Cayouette, beni aradı ve Tarantino’nun yanında oturduğunu söyledi ve adam bana en büyük hayranlarımdan biri olduğunu söyledi. Onun kim olduğunu bile bilmiyordum. 30 yıl önce yaptığım Motosikletçi filmlerini seviyordu. Kimse bu filmleri sevmez. Birkaç motorcu grup var filmi seven ama bunları yaparken çok gençtim, aileme bile göstermeye utanıyordum.
- Böylece Tarantino ile bağlantıya geçmiş oldunuz?
Larry Bishop: Evet, bana evine gidip, benim 1967 yılında oynadığım "The Savage Seven" adlı motorcu filmini izlemek ister miyim diye sordu. O daha bunu sorarken, benim başımda kavak yelleri esmeye başlamıştı bile. 60'larda büyürken acid aldığınızda herkes sizi uçurduğunu söylerdi, Tarantino ile konuşmak da kafamı uçuruyordu. Sürreal bir şeydi, Salvador Dali tabloları gibi. Filmi görmeye evine gittim ve çok klastı çünkü adamın evinde 30-40 koltuklu bir sinema salonu vardı. Bir koridoru vardı ve koridorun her yerine benim posterlerim asılıydı. Filmi görmeden evvel Larry Bishop filmleri konulu traillerını göstermeye başladı. 8 tane trailer! Filmin sonunda ışıklar yandı. Ona döndüm ve "ne yapmak istiyorsun?" diye sordum. Cevabı, "gel seninle yapılmış en iyi motorcu filmini çekelim" oldu.
- Ne zaman önceydi bu anlattıkların?
Larry Bishop: Altı ya da yedi yıl evvel. Şöyle dedi: "Larry yazmak, yönetmek ve bir motorcu filminde yıldız olmak senin kaderin". Quentin Tarantino ve kader sözcüğü. Olanları kafamda bir türlü kuramıyordum bu yüzden bu kadar uzun zamanımı aldı. O da 'Kill Bill'e başladı o sıra. Bu filmi bitirene kadar ona senaryomu vermedim. Sonra The Weinsteins ile Disney ayrıldılar falan, böyle geçti işte.
- Bize biraz da oyuncu kadrosu ile ilgili nasıl bir çalışma yaptığından bahseder misin? Michael Madsen ikinizin 'Kill Bill' sayesinde tanıştığınızı söyledi.
Larry Bishop: Onunla bundan 10 yıl önce tanışmıştım. Birlikte yapabileceğimiz bir film bulmaya çalışmıştık. Onu aradım ve Quentin ile birlikte bir film yapacağımı söylediğimde hazırdı. Hemen onun bölümlerini yazdım. Bitirdiğimde Eric [Balfour] gelip kendi bölümlerini okudu. Bir deste serseri ile deneme çekimi yaptım. Eric içeriye girdiğinde… Bak ben de bir aktörüm ve biri mükemmelse bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Bir sürü şey konusunda uzman bir sürü yönetmen vardır, fakat birinin ne kadar iyi olduğunu anlamak için aktör olan bir yönetmen olmak gerekir. Eric çok iyiydi. Dennis zaten fantastik biri. Tanıştığımızda da çok cooldu. 19 yaşımdayken görmüştüm onu. Tuhaftı, Barney's Beanery barından dışarı tekmelenmiştim. Oranın neresi olduğunu bilir misin?
- Çok iyi hem de.
Larry Bishop: Barney, tanrı onu korusun, çok cool bir adamdı ve bana hayatımın tekmesini atmıştı. Bana "evlat hayatının sonuna kadar burası sana yasak olacak" dedi çünkü bir grup serseri kıza cesaret gösterisi yapmaya heveslenmiştim. Küfür ve alkol! Gerçekten çok gürültülüydüm. Beni ayağa kaldırdı ve kapıya kadar eşlik etti. Daha önce hiç kimse ordan dışarıya benim gibi tekmelenmemişti. Dışarı çıkarılırken son gördüğüm kişi Dennis Hooper olmuştu. Benim kovulduğum yere o buyur ediliyordu. Bu hikayeyi her zaman Dennis'e anlatmak istemişimdir. Neyse, ertesi gün aynı bara tekrar gittim, Barney hiçbir şey demedi zaten.
- Yaratıcılık dinamiğin Quentin'le çalışırken nasıldı?
Larry Bishop: İkimiz de Sergio Leone'den büyüleniyorduk. Bu westernleri seviyorduk. Fransız gangster filmleri ve Leone uyuşturucu gibiydi. Tabii ki, Quentin’in bu filmler konusunda ansiklopedik bir bilgi dağarcığı var. Bir filmin yapımında kendimi farklı bir sürü alanda tutabilirim, fakat Tarantino'nun serçe parmağındaki bilgi, benim tüm vücudumun bildiklerinden daha fazla. Bir keresinde filme başlamak üzereyken, Quentin ve ben bir gece buluştuk ve bana oynamam için Pistolero karakterini verdi. Böylece başlamam için start bayrağını kaldırmış oldu. "Tamam yarın gelirim ve hikayenin bir sonraki aşamasını konuşuruz" dedim ama o bana "Hayır, şimdi git. Bu senaryoyla ne yapabileceğini görmek istiyorum" dedi. Hepsi bu. Beni yalnız bırakmıştı.